29 Ağustos 2011 Pazartesi

Ada / Elin Hilderbrand

Bu mükemmel bir yaz kaçamağı olacaktı ama bazı sırlardan kaçmak zordur… New York Times çoksatan yazarı Elin Hilderbrand’in akıllara yer edecek yeni romanı.
“Kalp ağrısı, mutluluk, duygusal karmaşa ve aşk yüreklerinizi sarıp sarmalayacak, kitabı elinizden bırakmak istemeyeceksiniz.”
Romantic Times Bookclub Magazine
" Yazın sıcağında serinletirken, kışın soğuğunda içinizi ısıtacak. Hilderbrand tek kelimeyle muhteşem!”
Booklist
"Gülerken ağlamak mı? Evet, korkarım ki buna hazırlıklı olmalısınız."
Publishers Weekly
“Kadınların ortak sorunları ve hayatın onlara sunduğu zorluklar, orta yaş krizindeki bir kadının son derece yürekten anlatılmış hikâyesine mercek tutularak tek bir bünyede toplanmış. Hiç şüpheniz olmasın; hepiniz kendi hayatlarınızdan izler bulacaksınız.”
Los Angeles Times
Uzun zamandır saklanan sırlar ücra bir adada ortaya döküldüğünde, huzurlu bir kaçış gibi görünen bu kısa tatil, beklenenden farklı sonuçlar doğurur. Yaz sona ermeden dramatik gerçekler ortaya çıkar, eski aşklar yeniden canlanır ve yeni aşklar kendini belli eder. Bu ancak Elin Hilderbrand’in kelimelere dökebileceği, kalp kırıklıkları, kahkahalar ve sürprizlerle dolu bir romandır.
Birdie Cousins, kendini kızı Chess’in görkemli düğününün hazırlıklarına kaptırmış bir vaziyette, dans pistinden resepsiyon peçetelerinin rengine kadar bir çok detayla uğraşmaktadır. Her müstakbel gelin annesi gibi, o da heyecan, kargaşa, gözyaşları ve mutluluk duygularıyla boğuşmaktadır. Ama kendini her türlü olasılığa hazırlamış bir kadın olmakla gurur duyan Birdie, gecenin geç bir saatinde Chess’in kendisini arayarak nişanı attığını söyleyeceğini beklememektedir.
Bu, kargaşalar ve yeni aydınlanmalarla Tuckernuck Adası’nda geçecek bir yazın daha ilk müjdecisidir. Burada telefon, televizyon veya bakkal yoktur; Tuckernuck Adası, sorunlarının çözümüne odaklanırken dikkatlerini dağıtacak başka şeylerin olmadığı bir yerdir.

Çok akıcı, kolay okunan, beyni yormayan kitaplardan. Bir çırpıda okudum. Konusu da güzel, kurgusu da. Kitapçılarda bazen indirimli kitaplar bölümünde rastlıyorum. Çik-litler kadar güldürmesede okunma kolaylığı bakımından o tarz. Okunabilir ama ben okurken yorulmak, düşünmek istiyorum, hafif kitap sevmem, acayip kurgular severim falan derseniz uzak durun :)

22 Ağustos 2011 Pazartesi

Bir Yöresel Yemek / Bat Yemeği

Sadece kendi yaptığım yemekleri post yapsam da, anneciğimin yaptığı bu yemeği sizlere anlatmadan geçemedim. Bat Yemeği, Tokat yöresi'ne ait, zengin ve besleyici malzemeli harika bir lezzet. Tokat'ta, asma yaprağına sarılıp, pişirilmiş şekliyle tüketiliyor. Salata gibi tüketenlerde mevcut. Bir de bizim gibi, özellikle yazın, yaz yemeği olarak tüketenler var. Hafif ekşi, dereotlu tadıyla yaza çok yakışıyor.
Tarifimize gelirsek; 7-8 kişi için vereceğim ölçüleri. 2 bardak yeşil mercimek haşlanır, ama diri kalacak şekilde, mercimek dağılmayacak. Ocağı kapatıp mercimeğe 1 bardak ince bulgur eklenir. 2 yemek kaşığı salça, küçük küpler halinde doğranmış 2 domates, bol dereotu, maydonoz ve yeşil soğan doğranıp eklenir. Yemek hafif sulu olacak, eğer suyu azsa azıcık soğuksu eklenir. Ekşisi kontrol edilerek eğer seviliyorsa yarım ya da 1 limonun suyu eklenir. Bol karabiber, kimyon, pul biber, tuz eklenir. Mutlaka soğutulup yenmeli.
Servis yapılırken üzerine ceviz içi serpiştirilir. Asma yaprağıyla birlikte servis yapılır.
Asma yaprağına sarıp yediğinizde nefis oluyor. Denemek isteyenlere afiyet olsun :)


Nivea Beaute Exact Liner

Nivea Beaute Exact Liner; uzun zamandır kullandığım eyeliner'ım. O kadar memnunum ki. Renk vermesi, kalıcılığı süper. 3 ml lik bir ürün ve ben oldukça uzun bir süredir kullanıyorum, hala da biteceği yok gibi gözüküyor. Ki benim dualarım da bu yönde, çabucak bitmez inşallahhhh :)
Biliyorsunuz Nivea makyaj malzemeleri üretmeyi bıraktı, bunu duyduğum an heryerde bu eyeliner'ı aradım ama biraz geç haberim olduğu için, bulamadım maalesef. Benim de böyle bir şansım var işte, daha önce kullandığım eyelinerda sanırım Revlon'du, o da Türkiye'den çekilme kararı almıştı. Yeni bir ürün aramakta ne zor olacak şimdi bana :(
Siz eyeliner olarak ne kullanıyorsunuz bilmem ama, bende ki bu potansiyele bakacak olursak eğer seçimim sizlerin kullandığı bir ürün olursa bir dahaki sefere onunda başına bir işler geleceği garanti gibi gözüküyor. Neyse, bir eyeliner alır almaz haber veririm, sizler de sizin markanızsa stok yaparsınız artık :)

20 Ağustos 2011 Cumartesi

Zülfü Livaneli / Sevdalım Hayat

Tartışma yaratacak "anılar denizi"... Zülfü Livaneli`nin, Mutluluk ve Leyla`nın Evi adlı çok satan kitaplarının ardından beklenen anlatısı çıkıyor. Bir dönemin siyaset ve sanat olaylarına ışık tutacak, her kuşaktan insanlar arasında ilgi uyandıracak anı ve değerlendirmeleri kapsayan roman tadındaki bu kitapta, okuma serüveni peşindeki bir çocuğun düşleri, hücrelere kapatılan ve sürgünlere mahkûm edilen bir aydının serüveni anlatılıyor.
Leyla'nın Evi ve Serenad'ı okuduktan sonra bir hevesle Sevdalım Hayat'a başladım. Zülfü Livaneli'nin anılarından oluşan bir kitap, bir otobiyografi. Bazı yerlerinde sıkılsamda genelde beğendiğim bir kitap oldu. İlginç bir hayatı olmuş Zülfü Livaneli'nin. Nerden nereye dedim çoğu kez. Dediğim gibi, konudan konuya çok çabuk geçiş yapılıyor, bu bölümlerde sıkılsamda genel olarak okunmaya değer olduğunu düşünüyorum.
Bu da kitap ayracım. Çok şeker değil mi?

16 Ağustos 2011 Salı

CK İn2U

İşte benim parfümüm. Kokusuna bayılıyorum. Kardeşimin doğumgünü hediyesi olan bu kokuyu bilmediğimden önyargı ile açıp denemiştim. İlk şişesine hayran oldum, nedense bana kokusu ile de şişesi ile de Malibu'yu çağrıştırıyor. Sonra müptelası oldum. Bayılıyorum koklamaya.
Kadınlar için ferah ve çiçeksi bir koku. Kırmızı Frenk Üzümü Yaprakları, Sicilya Bergamotu ve Pembe Greyfurdun ferah, sıcak ve seksi notalarının duyulara hitap eden deneyimi ile sarar.
Gerçekten çok ferah bir koku. Buram buram kokuyor. Parfüm kalıcılığı kişiden kişiye değişiyor ama ben çok memnunum. Özellikle yaz akşamları için harika bir seçim. Duş jeli ile kofre şeklindeydi hediyem. Duj jeli oda parfümü gibi, kapağı kapalı olmasına buram buram kokuyor. Odamda, yatağımın yanında tutuyorum. Sabahlara kadar mis kokular eşliğinde uyuyorum :)

14 Ağustos 2011 Pazar

Marks&Spencer Duş Jelleri

Yazın en çok bitirdiğimiz ürün duş jelleri. Kışın ne kadar sürede bitirdiğimizi hatırlamıyorum ama yazın açmam ile bitmesi bir oluyormuş gibi geliyor. 
M&S'den alınan 2 adet duş jeli. Kakao yağı&Vanilya ve Aloe Vera'lı. M&S'in duş jellerini ilk defa deniyorum. Kakao&Vanilyalısını kullanmaya başladık. Zaten yakında biter, bitenler postunda yorumlarım :)

Flormar #396 & Golden Rose #09

Daha önce bu postumda Flormar 396 ile french te yaptığımı yazmıştım. Uzun zamandır french yapmıyordum, canım çok çekti :) Aldım ojeleri elime.  Fakat 396 oje biraz kurumuştu, bir sinir harbi yaşadık, tek katı zar zor sürdüm, mümkün değil aynı eziyetle 2. katı süremezdim. Oje çöpü boyladı, tek katlık frenchimde fena olmadı.
Ben ojede tek gün insanı değilim, öyle hergün temizleyip yeni oje süremiyorum. Tembelim. Bu yüzden ertesi gün tek kat ojemin üstüne sürmek için frenchlede uygun bir oje aradım evde. Ve kardeşimin çekmecesinde Golden Rose 09 sedefli beyaz ojesini buldum ve sürdüm.
Ben daha beyaza yakın bir sonuç beklerken daha canlı bir pembe ojelerim oldu. Ve ben bu karışımı çok sevdim:)

2 Ağustos 2011 Salı

Ayşe Kulin / Hüzün - Dürbünümde 40 Sene

Veda ve Umut‘ta ailesinin yaşadıklarını anlatan Ayşe Kulin, bu kez Hayat ve Hüzün ile 2 seri halinde kendi anılarını anlatıyor.

Bu kitapta yazdıklarım, babamın da var olduğu dünyada geçirdiğim kırk yılın, dürbünüme çarpan resimleridir; özelimde ve ülkemde 1941'den bu yana yaşadıklarımdan, gördüklerimden seçmelerimdir. Kitabıma, beni çok etkileyen, çok üzen, çok sevindiren, bende iz bırakan, belleğimde hep kalan anılarımı aldım. Babamın vefatına kadar beni ilmek ilmek örerek bu günkü ben yapan kişileri, olayları kendi gözümden, kendi kalemimle aktardım.
Babamın ölümünden sonra ise, ne ben aynı Ayşe'ydim ne de Türkiye aynı Türkiye. Babamın yokluğu beni, Turgut Özal da Türkiye'yi değiştirmişti. Artılarımız ve eksilerimizle başkalaşmıştık. 1983'ten sonraki yıllarımın serüveni belki bir başka kitaba konu olur ama elinizdeki sayfalarda okuyacaklarınız, 1983 yılına kadar, Edip Cansever'e rahmetle selam olsun, “Ben Ayşe Kulin Nasılım”a yanıtımdır.

Bu serinin ilk kitabı Hayat'ı bu postumda anlatmıştım. Hüzün, Hayat'ın tam kaldığı yerden devam ediyor. Varolma mücadelesi, 2. evliliği, 4 oğlu, iş yaşamı ve ailesiyle özellikle babasıyla olan yakınlığı. Ve yine o kadar çok sevdim ki, merakla, heyecanla, keyifle okudum. En kısa zamanda kitabın kaldığı yerden bugüne kadar olan süreci de yazmasını bekliyorum.
Bu da ayraçım. Çok güzel değil mi? :)

1 Ağustos 2011 Pazartesi

Ayşe Kulin / Hayat - Dürbünümde 40 Sene

Veda ve Umut‘ta ailesinin yaşadıklarını anlatan Ayşe Kulin, bu kez Hayat ve Hüzün ile 2 seri halinde kendi anılarını anlatıyor.

Bu kitapta yazdıklarım, babamın da var olduğu dünyada geçirdiğim kırk yılın, dürbünüme çarpan resimleridir; özelimde ve ülkemde 1941'den bu yana yaşadıklarımdan, gördüklerimden seçmelerimdir. Kitabıma, beni çok etkileyen, çok üzen, çok sevindiren, bende iz bırakan, belleğimde hep kalan anılarımı aldım. Babamın vefatına kadar beni ilmek ilmek örerek bu günkü ben yapan kişileri, olayları kendi gözümden, kendi kalemimle aktardım.
Babamın ölümünden sonra ise, ne ben aynı Ayşe'ydim ne de Türkiye aynı Türkiye. Babamın yokluğu beni, Turgut Özal da Türkiye'yi değiştirmişti. Artılarımız ve eksilerimizle başkalaşmıştık. 1983'ten sonraki yıllarımın serüveni belki bir başka kitaba konu olur ama elinizdeki sayfalarda okuyacaklarınız, 1983 yılına kadar, Edip Cansever'e rahmetle selam olsun, “Ben Ayşe Kulin Nasılım”a yanıtımdır.

Dürbünümde 40 sene serisinin ilk kitabı Hayat'ta 20li yaşlara kadar olan dönemi, doğum, okul yılları, çocukluk dönemi, Ankara ve İstanbul'daki eğitim hayatı ile ilgili dönemi ve erken yaşta yapılan hatalı bir evlilik dönemini anlatıyor. Ve o Hayat'ını anlatırken kitap beni alıp götürüyor. Çok güzel bir kitap sıkılmadan, merakla, keyifle, kendimi kaptırarak okudum.